| Döviz | Alış | Satış | |
![]() | Dolar | 1.8236 | 1.8324 |
![]() | Avro | 2.3158 | 2.3270 |
![]() | Bugün: ................... 2242 |
![]() | Dün: ....................... 2431 |
![]() | Toplam: .................. 826081 |
![]() | Üye sayımız: .......... 245 |
![]() | IP: ....... 38.107.179.244 |

Yaşamak zor iş...
Hele İznik'te yaşamak;
farkında olmak değerinin, bilmek kıymetini...
Yok öyle yangelip yatmak..!
Zor iştir, İznik'te bakmak, görmek...
Her bakış, günbatımı gibi keyif vermez insana,
Bazen bakışlar;
kafası koparılmış bir heykel görür,
bir kafasız tarafından...
Bazen, yıkık bir sur, bir kapı,
bazen de kaderine bırakılmış, tarihi bir yapı...
Antik tiyatromuzda sahne alan çöpler,
tarihi duvarda, tiyatro afişi gibi
sprey boyayla yazılmış, sevgilinin ismi...
Bakmak, görmek zor iştir paşam...
Zor iştir, Medeniyetler Başkenti,
İZNİK'TE YAŞAM...
İznik'in tarihi ve kültürel yapısını önemseyen, yaşadığı kente farklı gözle bakabilen kişilerin bir araya geldiği bir ortamdayım...
Sağım,solum kendini, kentine odaklayan, daha güzel bir yerde yaşamak için çaba göstermeye hazır kişiler...
Heyecanlı ve seviyeli sohbet ortamının konusu,ne siyaset, ne futbol, ne ticaret, ne tarım,
Herşeyiyle “İZNİK” olunca konu, dedim; bende varım...
Üniversiteden, Sansarak kanyonuna. Yenişehir, Mekece yollarından, şehir meydanına, birçok konu tartışılıyor masada, yıllarca kendi çapında İznik için birşeyler yapmaya çalışan bu insanların bir araya gelmesi bir grup oluşturmuş, bu grubun ismi ise İznik'te yaşam...
İlk icraat olarak, şehrimizin merkezinde, çok zengin bir iç mimariye sahip olmasına rağmen, İlgisizlikten harabeye dönmüş, İsmail Bey Hamamı'na yönelik.
Bu konuyla ilgili birde rapor hazırlanmış ve bu rapor birçok ilgili makama gönderiliyor.
Belki birçok kişi için bu tarz gruplar, boş ve anlamsız gelebilir,yapılan bu çalışmalarla sonuca ulaşılamayacağı düşünülebilir, belki de ulaşılamaz, fakat her yapılan şeyin bir değeri vardır ve o değeri elbet birgün anlaşılır...
Konuyla ilgili, Yenişehir Ayrıntı gazetesinin sahibi ve köşe yazarı sevgili dostum, Hüseyin Şentürk'ün daha önce bir yazısında paylaştığı, değer, kıymet bilmek ile ilgili küçük bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum
Vaktiyle bir bilge hoca, yıllarca yanında yetiştirdiği öğrencisinin seviyesini öğrenmek ister. Onun eline çok parlak ve gizemli görüntüye sahip iri bir nesne verip:
"Oğlum" der "Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster.
Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel, bana bildir.
Öğrenci elindeki ile çevresindeki esnafı gezmeye başlar.
İlk önce bir bakkal dükkânına girer ve "Şunu kaça alırsınız?" diye sorar.
Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği nesneyi eline alır evirir, çevirir sonra:
"Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın" der.
İkinci olarak bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği nesneye ancak bir beş lira vermeye razı olur.
Üçüncü defa bir semerciye gider:
Semerci nesneye şöyle bir bakar, "Bu benim semerlere iyi süs olur. Bundan kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm."
En son olarak bir kuyumcuya gider. Kuyumcu öğrencinin elindekini görünce yerinden fırlar.
"Bu kadar değerli bir mücevheri nereden buldun?" diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder.
"Buna kaç lira istiyorsun?"
Öğrenci sorar: Siz ne veriyorsunuz? "
"Ne istiyorsan veririm."
Öğrenci, "Hayır veremem." diye taşı almak için uzanınca, kuyumcu yalvarmaya başlar:
"Ne olur bunu bana satın. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim."
Öğrenci emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Mücevheri alıp kuyumcudan çıkan öğrencinin kafası karma karışıktır. Böylesi karışık düşünceler içinde geriye dönüş yolunda düşünür.
Bir tarafta elindeki nesneye yüzünü buruşturarak 1 lira verip onu oyuncak olarak görenler, diğer tarafta da pırlanta, mücevher diye isimlendirip buna sahip olmak için her şeyini vermeye hazır olan ve hatta yalvaran kişiler.
Bilge hocasının yanına dönen Öğrenci büyük bir şaşkınlık içinde başından geçen macerasını anlatır.
Bilge sorar: "Bu karşılaştığın durumları izah edebilir misin?"
Öğrenci şaşkınlık içinde "Çok şaşkınım efendim. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Kafam karmakarışık " diye cevap verir.
Bilge hoca çok kısa cevap verir "Bir şeyin kıymetini ancak onun değerini bileni anlar ve onun değeri bilenin yanında kıymetlidir."
Her insanın hayatında varlığını ve değerini bilen, hisseden, fark eden kuyumcular mutlaka vardır.
Saygılarımla... Çoban...
3357 kez görüntülendi.
| Yorum yaz | Onay bekleyen: 0 |
Yorum sayısı: 0 |
Bu yazıya yorum yapılmamış.
İlk yorumu siz yapmak ister misiniz?
![]() |
ÇOBANIN NOT DEFTERİ İZNİK'TE YAŞAM |
![]() |
NURETTİN TAŞKIN Gözde Erdem: “burası benim geleceğimi tasarladığım yer.” |
![]() |
DETAY GÖLLÜCE’NİN AYRICALIKLARI |
![]() |
Bugün: ecz. Yarın: ecz. |
| Ne nerede Oteller Restoranlar Eczaneler Kafeler Banka Şubeleri | iznikyasam.com Ana sayfam yap Sık kullanılanlara ekle Siteyi öner Reklam ver Bize ulaşın | ![]() |